25 Haziran 2018 Pazartesi

Büyükşehirler ve Yasa Tasarısı

Süleyman HACICAFEROĞLU

Süleyman HACICAFEROĞLU

E-Posta : shacicaferoglu@gmail.com

Girizgâh,

Getirdiğinin ne olduğu tam anlaşılmayan, kafa karışıklığı oluşturulan "Büyükşehir belediyelerinin kurulması" şeklinde de pek de teknik olmayan bir adlandırmayla bu çalışmayı ele almaya düşündüm. Öyle ya serde belediyecilik var. Üstelik metnin getirdiklerini denetleyen bir belediyeci.

Ancak, kanun tasarısının gerek TBMM İçişleri Komisyonu’nda görüşüldüğü bu günlerde ve gerekse TBMM Gündeminde görüşülürken önerge vermek suretiyle bir takım değişikliklerin olacağı karşısında buradaki değerlendirmelerin kimisinin boşa çıkacağı açıktır.

Yine de sosyal medyada yoğun olarak tartışılması ve tarafıma soru tevziinden hareketle tasarının bütünü üzerinden fazla ayrıntıya girmeden bir çalışma yapma ve bilgilendirme zaruretiyle bu çalışma naçizane kaleme alınmıştır.

Kısaca olayın bütününe bakıp özet verip anlaşılır olmasına da dikkat ederek çok önem arz eden hususlara değinmeye çalışacağım.

Esasen bu çalışma; tartışmaya veya istifhamlara yol açabilir ya da izah etmede yetersiz kalmış olabileceğim hususlar da olabilir.

Endişeye mahal yok, düşüncelerinizi öğrenmek bu satırları yazan için çok önemli olduğunu ve mümkünse mail yoluyla tarafıma bildirildiğinde karşı cevap yazmanın ve hasbıhal etmenin beni mutlu kılacağını bilmenizi isterim.

Büyükşehir Belediyeleri neden var ve hukuki boyutu nedir?

Yönetim biçimi merkezden yönetim ve yerinden yönetim olarak teşkilatlanan belediyeler, il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere oluşturulan yerel yönetim kuruluşları halkın yerel ihtiyaçlarını karşılamak üzere seçtikleri kamu tüzel kişiliklerinden oluşan, yerinden yönetim ilkesine göre teşkilatlanan yerel yönetim kuruluşlarıdır.

1982 Anayasası'nın 127. maddesindeki "büyük yerleşim yerlerinde özel yönetim biçimleri oluşturulabilir" hükmüne dayanılarak 1984 yılında kurulmaya başlanmıştır. 1984’de üç (İstanbul, Ankara, İzmir), 1986-1988 döneminde beş (Adana, Bursa, Gaziantep, Konya, Kayseri), 1993 yılına gelindiğinde sekiz büyük şehir belediyesi daha kuruldu.(Antalya, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Mersin, İzmit ve Samsun).1993 yılında günümüze değin kurulması yasal sınırlara ulaştığı halde yeni Büyükşehir belediyeleri kurulması geciktirildi. 16 Büyükşehir belediyesinin sınırları içinde ikamet eden nüfus toplamı 2009 verilerine göre 33 milyonun üzerindedir. Günümüzde kurulan ve sayıları 29’a ulaşan Büyükşehirlerle birlikte yaklaşık nüfus 52 milyondur.

Kısaca, Büyükşehir belediyelerinin başlıca görevleri nazım imar planları yaparak uygulamak, kent ölçeğinde yatırım plan ve programları yapmak, çevre sağlığı, ulaşım, sosyal ve kültürel hizmetlerle su, kanalizasyon, temizlik vb. gibi alt yapı tesis ve hizmetlerini stratejik planlara uygun olarak gerçekleştirmektir. İlçe belediyelerinin görevleri ise Büyükşehir belediyelerine verilen görevlerin haricindeki belediyelere yürürlükteki mevzuatla verilen tüm görevlerdir.

Taslak kısaca ne getiriyor?

Büyükşehir olmada temel alınan nüfus kriteri 1 milyondan 750 bine indiriliyor. Ancak Büyükşehirlerin merkez nüfusuna herhangi bir kriter getirilmediği görülmektedir. İl merkez nüfusunun taslak metnini hazırlayanlarca 70 bin şeklinde düşünülmesi Muğla, Van ve Mardin'in Büyükşehir olamamasına yol açacağından herhangi bir nüfus kriteri getirilmediği görülmektedir. Bu durumda 13 il daha Büyükşehir olacak. Büyükşehir olacak iller şöyle: Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van. Ayrıca yeni Büyükşehir olacak 13 ilde 23 yeni ilçe kurulacak.

5216 sayılı Büyükşehir belediye kanununun geçici 2. maddesi ile getirilen "Büyükşehir belediye sınırları, İstanbul ve Kocaeli ilinde, il mülkî sınırıdır" haline getirilmesi bu yeni düzenlemede baş  özellik olarak karşımıza çıkmaktadır.Tasarıya göre 14 Büyükşehir belediyesinin sınırları, illerin mülki sınırı olarak kabul edilecek. Böylelikle İstanbul ve Kocaeli tecrübesi yeni kurulacak Büyükşehir belediyeleriyle birlikte 27 belediyeye de teşmil edilmiş olacak.

Büyükşehir olan ve olacak bu 27 ildeki ilçelerin mülki sınırları içinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği sona erecek, köyler mahalleye dönüştürülecek, belediyeler ise mahalleleriyle birlikte ilçe belediyelerine bağlanacak, bucak teşkilatları da kaldırılacak.

Nüfusu 2 binin altında olan 1591 belde belediyesi kapatılacak ve 16082 köyün tüzel kişiliği sayıları yaklaşık 9000'e yaklaşan orman köyleri dahil sona erecek, bu köyler mahalleye dönüştürülecek.

Tasarıyla getirilen bir başka önemli düzenleme İl Özel İdareleri’nin tüzel kişiliklerinin sonlanması olacaktır. İstanbul ve Kocaeli de dahil olmak üzere İl Özel İdareleri'nin tüzel kişiliği kaldırılacak. 5216 sayılı Büyükşehir belediye kanununun geçici 2. maddesi ile getirilen "Büyükşehir belediye sınırları, İstanbul ve Kocaeli ilinde, il mülkî sınırıdır" haline getirmesiyle zaten İl Özel İdareleri’nin geleneksel  görev alanları ortadan kaldırılmıştı. Bu tecrübeden hareketle İl Özel İdareleri’nin tüzel kişiliği kaldırılıyor ve İl Özel İdareleri’ne yapılan atıflar; bakanlıklara, bakanlıkların bağlı veya ilgili kuruluşları ile bunların taşra teşkilatlarına, hazineye, valiliklere, Büyükşehir belediyelerine ve ilçe belediyelerine yapılmış sayılacak.

Yeni düzenlemeyle kapatılan daha doğru ifadeyle tüzel kişiliği sonlanan belediye, köy, il özel idaresi personellerinin durumuna, valinin uygun göreceği kuruluş temsilcilerinin ve ilgili belediye başkanlarının katılımıyla kurulacak Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonları aracılığıyla karar verilecek. Köy korucuları, bağlı oldukları köy kaldırılsa da bulundukları yerde görevlerine devam edecek.

İl Özel İdareleri’nin kaldırılmasıyla Merkezi Yönetimin idare hukukumuzdaki tanımlamasıyla ajanı ve/veya temsilcisi Vali'lerin elinin zayıfladığı şüphesizdir. Bu durumun yaşanmaması ve merkezin bir anlamda vesayetinin zayıflamaması için olduğunu düşündüğüm "Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezleri" adında yeni bir birim ihdas edilmektedir.

Merkezi yönetim; yatırımların etkin yapılması, izlenmesi, denetlenmesi gibi konuları valiye bağlı olarak kamu tüzel kişiliğine haiz, özel bütçeli Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezleri ile yürütecek. İçerisinde rehberlik ve denetim biriminin varlığı ve özel bütçesinin bulunması dikkat çekici hususlardır.

Bu tasarıyla Büyükşehir belediyelerinin yetkileri artacak. Belediyeler, kanalizasyon, su şebekesi ve yol yapımında veya bunların tamirinde vatandaştan katkı payı alabilecek.

Tasarıyla tahsil edilen otopark gelirleri Büyükşehir belediyesine devredilecek, bu gelirler otopark inşası dışında kullanılmayacak ancak amatör spor kulüplerine malzeme yardımı ile nakdi yardım yapabilme imkânı sağlanacak. Belediyeler tarafından, uluslararası alanda başarı gösteren sporcular ile onları yetiştiren teknik yönetici ve antrenörlerine ödül verilebilecek. Büyükşehir belediyeleri vatandaşlara spor malzemesi dağıtabilecek. Belediye ve bağlı idareler, meclis kararıyla mabetlere indirimli bedelle ya da ücretsiz olarak içme ve kullanma suyu verebilecek. Tasarıya konan madde ile ibadet amaçlı bina inşaatı ve bakımı da Büyükşehir belediyeleri tarafından yapılabilecek.

Bu maddede bir değişiklik yapılmadığı takdirde, belediye hizmetlerinden devletçe tanınan ibadethaneler yararlanacak. Vali ve Büyükşehir belediye başkanlarına diplomatik pasaport verilecek. Mahalli idare birliklerinin taşıtlarına vergi muafiyeti getirilecek.

Taslağın eleştirilecek yönleri yok mudur?

29 ilde Büyükşehir belediye yapısı içinde en ücra yerde yaşayan insanlara hizmet sunabilmeyi ve buna yönelik idari, hukuki, mali imkanları sağlamak amacıyla düzenleme yapıldığı varsayılan tasarının kamuoyuna yansıyan ama yasa tekniği ve mevzuat bütünlüğü içerisinde değerlendirme iradesi taşımayan bir takım siyasi eleştireler bulunmaktadır.

Ancak çalışmamız ziyadesiyle mevzuat tekniği açısından değerlendirme yapıldığından siyasi mülahazalarla yapılan eleştiriler bu çalışmanın dışında tutulmaya gayret edilmiştir. Yine de yapılan en büyük eleştiriye değinmeden geçemeyeceğim.

Büyükşehir belediye yasa tasarısından hareketle şiddetli olarak "Federatif ve Otonomi" içeren bir yorum dillendiriliyor. Oysa bu eleştirinin haksız olduğunu düşünmekteyim.

Şöyle ki; Tasarı metninin elbette hiç bir yerinde Federatif bir düzenlemeye kavramsal işaret yok. O zaman yapılanın niyet okuması olduğu aşikardır. Bu tarz yorumlama hatasının İl sınırlarının Mülki sınırlar haline 27 Büyükşehirde getirilmesinin sebep olduğunu düşünmekteyim. Oysa yukarıda da kısmen bahsettiğim üzere 5216 sayılı kanunun geçici 2. maddesi ile İstanbul ve Kocaeli’nde il sınırları mülki sınırlar haline getirilmişti. Ve iki ilimizde ki başarılı uygulamaların yeni kurulan Büyükşehirlerle birlikte tümüne teşmil edilmesi idari, hukuki, mali imkanları sağlanması amacıyla fevkalade yerinde bir uygulama olacaktır. Ayrıca, İstanbul ve Kocaeli'nde 2004 yılından günümüze üniter yapıyı bozacak hiç bir talebin olmadığı da ortadadır.

Yine, Valilerin yerel meclisiyle hizmet götürdüğü İl Özel İdareleri’nin kaldırılması Büyükşehirlerin yetkilerindeki kısmi genişlemesinin karşısında vesayet yetkisinin zayıflamasının önüne özel bütçesi ve merkezin adeta taşradaki operasyonel birimi olacak Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezleri kurulması federasyon ve otonomi eleştirilerini boşa çıkarmaktadır. Çünkü Merkezi yönetim; yatırımların etkin yapılması, izlenmesi, denetlenmesi gibi konuları valiye bağlı olarak kamu tüzel kişiliğine haiz, özel bütçeli "Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezleri" Büyükşehirlerin denetimlerinde çok önemli fonksiyona sahip olacaktır. Kısaca, Valinin gözetimi ve yürütümünde kurulan "Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezleri"nin federatif eleştirilerinin panzehiridir. Esasen burada güçlenen Valilik müessesi olduğunu görmek gerekir. Büyükşehirlerin bu mekanizmayla merkeze daha çok yakınlaştırıldığını iş birliği içerisine soktuğunu görmek gerekir.

Köylerin mahalle olması yasa tasarısının diğer eleştirileni. Burada temas edilecek orman köylerinin kaldırılmasınadır. Buradaki problemin aşılmasında İçişleri Bakanlığı’ndan yapılacak  norm kadro düzenlemesinde orman mühendisi ve orman bekçisi gibi kadro ihdaslarıyla endişelerin önüne geçilebilir diye düşünmekteyim. Yine de köylü nüfusun Büyükşehir hizmetlerinden daha etkin hizmet alacakları tasarının üstünlüğü olurken belediye mevzuatıyla karşı karşıya kalmaları zayıf noktasını ortaya koymaktadır. Özellikle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun mahalleye dönüşen köylerde uygulanması yeni harç yüküyle köy nüfusunun karşı karşıya kalmasına neden olacaktır.

Örneğin, Karadeniz’de olduğu gibi gelişi güzel ve doğasına, kültürüne mugayir yapılaşmanın önüne geçileceğini görmek bu hususun tolere edilme sebebidir. Ayrıca yeni düzenlemeyle yapı hususunda tip proje uygulaması getirilecek olması da yasanın olumlu addedebileceğim yönü olmaktadır.

Beldelerin kapatılması hususunda yapılan eleştiriler çoğunlukla siyasi mülahazalar içermektedir. Pratikte başarılı olan kısmi belde belediyelerinin yanında sadece bütçesini personel istihdamı nedeniyle mahallin müşterek ihtiyaçlarının giderilemediği batak belediyeler halinde olduğu o beldede bizzat yaşayanların malumudur.Ama belde nüfusuna anket ve benzeri araçlarla kanaatlerini sormak sanırım siyasi yönlendirmelerle nüfusu 2000 altına düşen beldelerin devamı gibi bir sonuçla karşı karşıya kalabiliriz.

Burada bilhassa merkeze uzak kapatılan beldelerde halkın oyuyla gelmiş belde belediye başkanı yerine beldelerin fiziki binalarında, büyükşehirce atanacak koordinatör müdürün (Norm Kadroda yer alması gerekir) hizmet vermesi demokrasi kültürü açısında bir daralma olduğu muhakkaktır. Lakin bu durumun hizmet götürmede daha etkin olacağı gerçeğini görmemizi de engellememelidir.

Belde belediyelerini hizmet edemez adeta iflası noktasında kamu yönetimi adına yasa koyucunun tedbir alması, tatbik etmesi ayrıca görevi olduğundan genel idari bütünlüğü bozmayacak tedbirlerin alınması bu noktada gerekli ve elzemdir. Siyasi sonuçlarına katlanılması da ayrıca demokrasi kültüründe beklediğimiz olgunluktur.

Tasarının, kimi yönlerinin mahzurlu kimi yönlerinin aziz milletimizin egemenliğinin  tecelligahı olan TBMM’de demokratik teamül gereği Komisyon ve Genel Kurul aşamasında katkı sunarak düzeltilmesi gerekliliği, olumlu yönlerine ise de katkı verilmesi aziz milletimizin  ortak arzusu olduğunun bilinmesinin vekalet sahibi siyasilerin her türlü takdirlerinin üstündedir.

 

 

 


18 Ekim 2012 Perşembe 16:47
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

TÜRKİYE GÜNDEMİ

Arkadaşını öldürdü, gülerek emniyete geldi

İzmir’de, arkadaşıyla alkol alan emekli astsubay, çıkan tartışma sonucu arkadaşını önce boğarak

Nargileye de sağlık uyarısı geldi

Nargile şişeleri üzerinde sağlık uyarılarının bulunması zorunlu hale getirildi.

Ağaoğlu'ndan '300 bin TL'lik bebek arabası!

2.1 milyar dolarlık servetin sahibi olan Ali Ağaoğlu, aşkı Petek Ertüre ve oğlu Ali Ege'ye ilk jestini

Dayanamadı, yüzüne tükürdü

Maganda cinayeti davasında öldürülen Ceylan'ın annesi sanığın yüzüne tükürdü.

İçki içen kadına meydan dayağı!

Sahilde içki içip sarhoş olan kadın ve sevgilisine meydan dayağı...

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

TRABZON - HAVA DURUMU

TRABZON